PEDAGOJİ
Çocuk dediğin uslu oturur.
Çocuk dediğin büyüklerin sözünü dinler.
Çocuk dediğin "yapma" denince yapmaz.
Çocuk dediğin "yat" denince yatar.
Çocuk dediğin önüne konanı yer.
Çocuk dediğin yeni icatlar çıkarmaz.
Çocuk dediğin ders çalışır.
Çocuk dediğin dikkafalık etmez.
Çocuk dediğin çok soru sormaz.
Çocuk dediğin karşılık vermez.
Çocuk dediğin paylayınca önüne bakar.
Çocuk dediğin evi dağıtmaz.
Çocuk dediğin her şeyi istemez.
Çocuk dediğin her duyduğunu söylemez.
Çocuk dediğin anasından babasından korkar.
Çocuk dediğin her önüne gelenle oynamaz.
Çocuk dediğin büyüklerin vurduğu yerde gül biteceğini bilir.
Çocuk dediğin verilen öğütlerin dışına çıkmaz.
Çocuk dediğin "şimdi seni gebertirim"deyince sus pus olur.
Çocuk dediğin yemekten önce abur cubur yemez.
Çocuk dediğin ağaca da çıkmaz.
Çocuk dediğin kapının önüne çıkar.
Çocuk dediğin durmadan ıslık çalmaz.
Çocuk dediğin hep top peşinde koşmaz.
Çocuk dediğin kuş peşinde de koşmaz.
Çocuk dediğin kız peşinde hiç koşmaz.
Çocuk dediğin büyüklerin bir dediğini iki ettirmez.
Çocuk dediğin zırt pırt televizyonu açmaz.
Çocuk dediğin söylenen işten kaçmaz.
Çocuk dediğin anasının babasının odasını açmaz.
Çocuk dediğin kapı çalınınca koşup kapıyı açar.
Çocuk dediğin insanın tepesine binmez.
Çocuk dediğin akşama kadar bisiklete de binmez.
Çocuk dediğin kimsenin dalına basmaz.
Çocuk dediğin ıslak yerlere basmaz.
Çocuk dediğin sofrada adam gibi oturur.
Çocuk dediğin büyüklerin yanında oturmaz.
Çocuk dediğin haytalık etmez.
Çocuk dediğin çocukluğunu bilir.
Çocuk dediğin saygı sevgi bilir.
Çocuk dediğin dersini de bilir.
Çocuk dediğin insanın kafasını şişirmez.
Çocuk dediğin çok gülmez.
Çocuk dediğin çağrılınca gelir.
Çocuk dediğin yemek saatinde eve gelir.
Çocuk dediğin yüzüne bakılınca kendine gelir.

Büyüklere gelince;
Onlar büyüktürler ve her şeyi yapabilirler.
Ve çocuklar yaşlanıp ölünceye kadar,
her şeyi sadece büyüklerin yapabileceğine inanarak yaşarlar.

Derinlemesine yaşamın sırrı; küçük mutlulukların farkına varmak...



Altı dürüst adam var bana hizmet eden
Tüm bildiklerimi onlardan öğrendim ben.
Adları; "Ne ", "neden", ne zaman", "Nasıl", "Nereye" ve "Kim" dir onların.
Rudyard KİPLİNG



Kişinin başına gelebilecek en büyük felaket gözleri olupta görememektir.
Helen KELLER



Kendi kafasıyla düşünen insan özgür insandır. İnandığı doğrular için mücadele eden adam özgür insandır. Dünyanın en özgür ülkesinde yaşıyor olsanız bile, eğer kaba, kararsız, hareketsizseniz siz özgür insan değil, bir kölesiniz demektir. Özgürlüğü kazanmak size kalmış bir şey; onu başkalarından dilemenin hiçbir yararı yok.




Sevginin ölçüsü,
Ölçüsüz sevmektir.
Spinoza



Fakir bir adama balık verirsen, o gün için doyar.
Ona balık tutmayı öğretirsen, her gün doyar.


Seviyorsan birini özgür bırak onu
Geri gelirse, o senindir
Eğer gelmezse
Zaten hiç senin olmamıştır




Allahım bana değiştirebileceklerimi değiştirme gücü, değiştiremeyecelerimi kabullenme sabrı ver. Ve bundan da önemlisi, bu ikisinin arasındaki farkı ayırt edecek izanı ver.



Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde bilgelik olmaz.
Benjamin FRANKLİN



Mutluluğun ilk koşulu kendinin dışında bir amaca yönelmiş olmak, hayatını bu amaçla yaşamaktır.



Adı "Başkalarının fikri"dir.
Büyük saygıyla anılır.
Her şeye o karar verir.
Bazıları içinse Tanrı'nın sesidir neredeyse
Oysa donup kalmış fikirlere sadık kalınarak,
ne tek bir zincir kırabilmiş, ne de tek bir
insan ruhu özgürlüğüne kavuşabilmiştir.
Mark TWAİN



Bugünün düşleri
Yarınımızı yaratır






Bazen birisi geçer karşına, bir dünya şey anlatır ama söylediklerinden hiçbir şey anlamzsın; ta ki, onun sözleri arasında, diğer bütün söylediklerini aydınlatıveren basit bir sözcük yakalayana kadar.

1996'da, Giacomo Rizzolatti ve Leonardo Fogassi adında iki italyan bilim adamı maymunların motor nöronlarını inceliyorlardı. Bir mola sırasında Fogassi bir muzu eline alınca, Rizzolatti maymunda hareket olmamasına rağmen premotor korteksindeki bir nöron kümesinin ateşlendiğini farketti. Normal olarak nöronlar sadece bir eylem sırasında ateşlenir, ama o olayda maymun hareketi gördüğü zamanda ateşlenmişti. Maymunun muzu eline almasıyla aynı şeyi bilim adamının yaptığını görmesi fark etmiyordu; hücreler her iki halde de aynı tepkiyi vermişti. Rizzolati bu hücre kümelerine "ayna nöronlar" adını verdi.
Bu ayna nöronlar duyguları da taklit ederler.
Birisiyle etkileşime girdiğimiz zaman, o kişinin davranışlarını gözlemlemekten daha fazlasını yaparız. Beynimizde onların eylem, izlenim ve duyguların içsel bir betimlemesini yaratırız; eylemde bulunan, algılayan ve hisseden kendimizmiş gibi.
Ayna nöronlar, mesela bir golf sopasını sallamak gibi karmaşık eylemleri, sadece bir başkasının onları yapışını seyrederek öğrenmemizi sağlar. Aynı zamanda duyguları da iletirler ki, bir boksör yumruk yediği zaman olduğumuz yere sinmemizin nedeni de budur; ayna nöronlarımız bize o yumruğu yediğimiz hissini verir.
Bilim adamları bizi diğer hayvanlardan ayıran şeyin beynimizdeki ayna nöronların sayısı olduğuna inanıyor; bazı şeyleri öğrenmemiz onlar aracılığıyla mümkün oluyor. Alet kullanmak, konuşulanları analamak... Ve empati duymak.
"İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz"
Maya ANGELOU



Kişi istediğini yapabilir; ama ne isteyeceğini isteyemez.
Schopenhauer




Hepimiz dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi önyargılı algılarımız vasıtasıyla gözlemleriz. Dolayısıyla, gerçekten bilebileceğiniz tek şey kendinizsiniz.




Hangisi önce gelir? Önce korku hissederiz ve bedenimiz sonra mı tepki gösterir? Yoksa, bedenimiz harici uyarılara verdiği yanıtı beynimiz korku olarak mı yorumlar?
Duyularla ilgili iki teori var. 1884'de öne sürülen birincisi, beynin bir kaç ya da dövüş tepkisi tetiklediğini ve sonra da bunun neden olduğu fiziksel tepkiyi korku hissine dönüştürdüğünü ileri süren James Lange Teorisidir. Bir başka deyişle, kalp atışlarımızın hızlanması, gözbebeklerimizin büyümesi, vesaire nedeniyle korku duyarız. Bu teori 1929'da alt beynin duygu üreten bilgileri alıp, sonra bunları aynı anda hem yorumlanmaları için üst kortekse, hem de fiziksel tepki için OSS'ye gönderdiğini ileri süren Cannon-Bard Teorisi tarafından çürütüldü. Başka deyişle, korktuğumuz için kalp atışlarımız hızlanır, gözbebeklerimiz büyür. Tıp dünyası hangi teorinin doğru olduğuna henüz karar vermiş değil, ama çoğunluk Cannon-Baird Teorisini destekliyor.



Nerden geldiğinizi bilmeden nereye gideceğinizi bilemezsiniz.



Ya espiriye katıl ya espirinin konusu ol.



Duyguların çalışması = Kan b-b basıncı, bağırsaklardaki şişkinlik, cilt ısısı, ışık, cinsel uyarı, vesaire hakkındaki bilgiler beyine iletilir. Hipotalamus bu bilgileri açlık, susama, zevk, acı, cinsel doyum, öfke ya da saldırganlık gibi duygulara çevirir. Sonra da bedenin geri kalanına otonom sinir sistemi yoluyla komutlar gönderir.
Otonom sinir sistemi (oss) üç kısımdan oluşur: Sempatik, parasempatik ve enterik.
Sempatik sistem vücudu tehlikeye karşı hazırlayan kaç ya da dövüş refleksini harekete geçirir. Gözbebeklerini büyültür, göz kapaklarını açar, ter bezlerini uyarır; kan dolaşımını arttırmak için büyük kaslardaki kan damarlarını açar, kan basıncını yükseltmek için öteki damarları büzer, kalp atışını hızlandırır; akciğerlerdeki bronkiyal tüpleri açar ve sindirimsel salgıları durdurur. Aynı zamanda epinefrin salgılamaları için adrenal bezlerini tetikler.
Parasempatik sistemse tam tersini yapar. Gözbebeklerini küçültür, tükürük bezlerini tetikler, mide salgılarını uyarır, bağırsakları harekete geçirir, bronkiyal tüpleri büzer ve kalp atışını yavaşlatır.
Enterik sinir sistemi; mide faaliyetlerini düzenler.



Ying ve yang: Çin felsefesinde, insanların doğadaki olayları
algılayışlarında karşılaştıkları ve evrendeki her devingen nesnede
bulunduğuna inanılan doğal karşıtların genel tanımlamaları.
Edilgeni, karanlığı, dişili, olumsuzu ve tüketimi betimleyen Yin
geceye, etkeni, aydınlığı, erili, olumluyu ve üretimi belirten Yang
ise gündüze karşılık gelir. Sürekli bir mücadele içinde olan yin ve
yang birlikte bütünü yaratırlar.



Deneyciliğin geçmişi eski Yunana kadar gider. Ancak deneyciliğin babası olarak kabul edilen kişi ingiliz filozof Jhon Locke'dir. 1689 yılında yazdığı İnsan Anlayışı Üzerine Bir Deneme'de bilginin sadece a posteriori, yani deneyim sonrası elde edebileceğini söylemiştir. İnsan zihninin bir tabula rasa, yani 'boş sayfa' olarak başladığını ve kişisel deneyimlerle doldurulduğunu iddia eder.
Computer Blogs - Blog Catalog Blog Directory BlogKüme'yi destekliyorum