Adam FAWER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adam FAWER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1996'da, Giacomo Rizzolatti ve Leonardo Fogassi adında iki italyan bilim adamı maymunların motor nöronlarını inceliyorlardı. Bir mola sırasında Fogassi bir muzu eline alınca, Rizzolatti maymunda hareket olmamasına rağmen premotor korteksindeki bir nöron kümesinin ateşlendiğini farketti. Normal olarak nöronlar sadece bir eylem sırasında ateşlenir, ama o olayda maymun hareketi gördüğü zamanda ateşlenmişti. Maymunun muzu eline almasıyla aynı şeyi bilim adamının yaptığını görmesi fark etmiyordu; hücreler her iki halde de aynı tepkiyi vermişti. Rizzolati bu hücre kümelerine "ayna nöronlar" adını verdi.
Bu ayna nöronlar duyguları da taklit ederler.
Birisiyle etkileşime girdiğimiz zaman, o kişinin davranışlarını gözlemlemekten daha fazlasını yaparız. Beynimizde onların eylem, izlenim ve duyguların içsel bir betimlemesini yaratırız; eylemde bulunan, algılayan ve hisseden kendimizmiş gibi.
Ayna nöronlar, mesela bir golf sopasını sallamak gibi karmaşık eylemleri, sadece bir başkasının onları yapışını seyrederek öğrenmemizi sağlar. Aynı zamanda duyguları da iletirler ki, bir boksör yumruk yediği zaman olduğumuz yere sinmemizin nedeni de budur; ayna nöronlarımız bize o yumruğu yediğimiz hissini verir.
Bilim adamları bizi diğer hayvanlardan ayıran şeyin beynimizdeki ayna nöronların sayısı olduğuna inanıyor; bazı şeyleri öğrenmemiz onlar aracılığıyla mümkün oluyor. Alet kullanmak, konuşulanları analamak... Ve empati duymak.
"İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz"
Maya ANGELOU



Kişi istediğini yapabilir; ama ne isteyeceğini isteyemez.
Schopenhauer




Hepimiz dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi önyargılı algılarımız vasıtasıyla gözlemleriz. Dolayısıyla, gerçekten bilebileceğiniz tek şey kendinizsiniz.




Hangisi önce gelir? Önce korku hissederiz ve bedenimiz sonra mı tepki gösterir? Yoksa, bedenimiz harici uyarılara verdiği yanıtı beynimiz korku olarak mı yorumlar?
Duyularla ilgili iki teori var. 1884'de öne sürülen birincisi, beynin bir kaç ya da dövüş tepkisi tetiklediğini ve sonra da bunun neden olduğu fiziksel tepkiyi korku hissine dönüştürdüğünü ileri süren James Lange Teorisidir. Bir başka deyişle, kalp atışlarımızın hızlanması, gözbebeklerimizin büyümesi, vesaire nedeniyle korku duyarız. Bu teori 1929'da alt beynin duygu üreten bilgileri alıp, sonra bunları aynı anda hem yorumlanmaları için üst kortekse, hem de fiziksel tepki için OSS'ye gönderdiğini ileri süren Cannon-Bard Teorisi tarafından çürütüldü. Başka deyişle, korktuğumuz için kalp atışlarımız hızlanır, gözbebeklerimiz büyür. Tıp dünyası hangi teorinin doğru olduğuna henüz karar vermiş değil, ama çoğunluk Cannon-Baird Teorisini destekliyor.



Nerden geldiğinizi bilmeden nereye gideceğinizi bilemezsiniz.



Ya espiriye katıl ya espirinin konusu ol.



Duyguların çalışması = Kan b-b basıncı, bağırsaklardaki şişkinlik, cilt ısısı, ışık, cinsel uyarı, vesaire hakkındaki bilgiler beyine iletilir. Hipotalamus bu bilgileri açlık, susama, zevk, acı, cinsel doyum, öfke ya da saldırganlık gibi duygulara çevirir. Sonra da bedenin geri kalanına otonom sinir sistemi yoluyla komutlar gönderir.
Otonom sinir sistemi (oss) üç kısımdan oluşur: Sempatik, parasempatik ve enterik.
Sempatik sistem vücudu tehlikeye karşı hazırlayan kaç ya da dövüş refleksini harekete geçirir. Gözbebeklerini büyültür, göz kapaklarını açar, ter bezlerini uyarır; kan dolaşımını arttırmak için büyük kaslardaki kan damarlarını açar, kan basıncını yükseltmek için öteki damarları büzer, kalp atışını hızlandırır; akciğerlerdeki bronkiyal tüpleri açar ve sindirimsel salgıları durdurur. Aynı zamanda epinefrin salgılamaları için adrenal bezlerini tetikler.
Parasempatik sistemse tam tersini yapar. Gözbebeklerini küçültür, tükürük bezlerini tetikler, mide salgılarını uyarır, bağırsakları harekete geçirir, bronkiyal tüpleri büzer ve kalp atışını yavaşlatır.
Enterik sinir sistemi; mide faaliyetlerini düzenler.



Ying ve yang: Çin felsefesinde, insanların doğadaki olayları
algılayışlarında karşılaştıkları ve evrendeki her devingen nesnede
bulunduğuna inanılan doğal karşıtların genel tanımlamaları.
Edilgeni, karanlığı, dişili, olumsuzu ve tüketimi betimleyen Yin
geceye, etkeni, aydınlığı, erili, olumluyu ve üretimi belirten Yang
ise gündüze karşılık gelir. Sürekli bir mücadele içinde olan yin ve
yang birlikte bütünü yaratırlar.



Deneyciliğin geçmişi eski Yunana kadar gider. Ancak deneyciliğin babası olarak kabul edilen kişi ingiliz filozof Jhon Locke'dir. 1689 yılında yazdığı İnsan Anlayışı Üzerine Bir Deneme'de bilginin sadece a posteriori, yani deneyim sonrası elde edebileceğini söylemiştir. İnsan zihninin bir tabula rasa, yani 'boş sayfa' olarak başladığını ve kişisel deneyimlerle doldurulduğunu iddia eder.
Olasılık teorisi sözde "şansa" bağlı olguları inceler; yani zarlar, yazı tura gibi. İstatistikte ise "Gerçek" olaylar hesaplanır, doğum oranları, ölüm oranları gibi. Diğer bir deyişle olasılık teorisi denklemler oluşturmak içindir, bunlarda istatistikleri elde etmekte kullanılır.


Laplace şeytanı; her şeyi bilebilen, geçmişi ve gelecekte olabilecekleri bilebilecek bir varlığı tanımlamak için kullandılar.


Gerçeği tahmin etmenin en iyi yolu doğru cevabı hesaplamak değil, en az yanlış olan cevabı hesaplamak olduğunu Laplace kanıtladı.


Deta, Alfa, Deta, Teta = Beyin dalgaları
Hertz biriminde ölçümle bir saniyede dalganın kendini ne kadar sık tekrarladığı görülüyordu. Dört beyin dalgası her zaman hareketli olur, ama bellirli süreler zarfında bir dalga diğerine göre baskınlaşır.


Alfa dalgaları; sakin yetişkinlerin yoğun dalgaları. Bu dalgalar en çok insan gün içinde hayallere daldığında yükselir ve o zaman bilinçsizliğe doğru bir kayış olduğu düşünülür. Bunun hafıza ve öngörüyle ilişkisi vardır.



Beta dalgaları; insanlar gözlerini açtıklarında veya aktif bir şekilde başkalarını dinlediklerinde, düşündüklerinde veya blgileri algıladıklarında hareketlenirler.


Tete dalgaları; yaratıcılıkla, rüyalarla ve fantazilerle ilgilidir. Bilinçli yetişkinlerde Teta dalgalarının baskın olması pek doğal değil. Ancak çocuklarda 13 yaşına kadar baskın olur.


Deta dalgaları; sezgileme gücüyle ilgilidir.




De Moivre şansın bir yanılması olduğuna inanıyordu. Hiçbir şeyin şans eseri olmadığını ileri sürdü. Yani, sözde rastgele, gelişigüzel olan her şeyin aslında bir fiziksel nedeni olduğunu savundu. Örneğin: Parayı havaya attığında bunun yazı ya da tura gelme olasılığı şansa bağlı değildir. Eğer para atıldığında bunu etkileyen tüm fiziksel faktörleri hesaplanabilirse, örneğin parayı fırlatan elin yüksekliği, yerden yüksekliği, parayı fırlatmak için ne kadar güç harcadığı, rüzgar veya hava akımı, paranın dolaşımı felan gibi, o zaman yazı mı tura mı geleceği yüzde yüz bilinebilir.


İnsanlar evrenin belli gerçeklerini ölçebilecek becerilere sahip değildir. Yani, olaylar her ne kadar rastgele görünsede, tamamen fiziksel gerçeklerle koşullandırılmıştır ve böyle belirlenirler. Böyle düşünenlerin akımına determinizim denir. Deterministler hiçbir şeyin belirsiz olmadığına inanırlar; her şey önceki bir sebebin sonucu olarak ortaya çıkar ama biz bu sebebin ne olduğunu bilemeyiz.


De Moivre; fiziksel verileri kullanarak sözde tahmin edilemez olan şeyleri tahmin ediyordu hep. Öleceği günü de öngördü. De Maivre, hayatının son birkaç ayında her gece on beş dakkika fazla uyuduğunu fark etti. O bir determinist olduğu için o veriyi doğal sonucuna kadar hesapladı. Eğer uykusu her gece on beş dakika uzarsa o zaman 24 saat uyuyacağı gece ölecekti. Bu günü de 27 Kasım 1954 olarak belirtti. Ve o gün, aynen hesapladığı gibi, De Moivre öldü.


Bir an için doğanın tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını algılayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek -ve bunun bu verileri inceleyebilceğini de düşünürsek- aynı anda evrendeki en büyük varlıkları en küçük atomları da hesaba katacak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de, aynen geçmiş gibi, gözlerinin önündedir.
Laplace Olasılık Hakkında Felsefi Denemeler
Computer Blogs - Blog Catalog Blog Directory BlogKüme'yi destekliyorum