TABULARIM TAA BURALARIM
Başını omuzlarına çökmüş bir sonbahar
Omuzları dar
Sen üstüme hüzün sıçrattın
Hani çamur üretirdi yağmurlar

Hadi git bakalım
Bensiz kadar yolun var






BENDEN UZAKTA
Git içimden git
Gitmezsen dinmeyecek
Son sözüm bu olarak kalsın
Ağlamayacağım, ölmeyeceğim hatta umursamayacağım
Seni unutacağım demiyorum
Unuttum bile
Git içimden git
Nasıl geldiysen öylece
Git içimden git
Birdenbire


Ellerini de al
O da sol tarafımda bir yerlerde olacak
Dinlediğim şarkıları da senin için
Uyuyamadığım geceleri de
Seninle gördüklerimi
Hepsini al
Götür benden götürebildiğince
Bilmiyorum sorma bütün cevaplar zor

Git içimden dışımdan her yerimden
Ağlamayacağım, ölmeyeceğim hatta umursamayacağım
Git içimden git artık
Bir yalan daha söyleyemeyeceğim



OLDU İŞTE
Biz de geçmiş olduk
bir aşk'ın daha üstünü örtüp
gözkapaklarını ellerimizle kapattık
Biz de güzel günleri
bittikten sonra anladık
Artık,
yokluğumuzla yaşayıp,
Birbirimizin adını duyduğumuzda
önümüze bakıp
vicdanımızı kanatacağız.
Artık biz...
Siz'li Biz'li olacağız!



İLAÇ
Ne yani?
Gidiyor musun gerçekten?
Git... Ben seni giderken de severim
Fakat anlatamam bu insanlara
Yüreğinin güzel olduğunu
Duymaz mısın nefretleri
Ağlamaz mısın mesela;
Sabahlara kadar iyileş diye başında durduğumu
ilaç kutularına bakıp hatırladığında


PAMUK HELVA
O kadar kızgınım ki sana
büyümeseydik çok isterdim küsmeyi
dudaklarımı büzüp
kaşlarımı çatarak bakmak isterdim şimdi sana
ama maalesef büyükce kırılıyoruz
ve pembe renkli pamuk helva şekerler
mutlu etmiyor artık bizi




SVGLM
Çatık kaşlı bakmazdım hayata bilirsin
Bilmekten öteye sen ben gibiydin
Yokluğunda kahkaham duyulur diye utancımdan
Bir kez bile içten gülmedim
İçi sen iyi bilirsin...
Çok başka bi adamım artık
Susuyorum mesela en konuştuğum cümlelerde
Elimdeki yaşama çizgilerini sildim avuçlarımdan
Çok sessizim
İsmini söylendiğimde duyup da üzülürüm diye
Sesli harfleri çıkardım hayatımdan



(Olmaz ya kimbilir belki yüreğin takip ediyordur beni...)
Kendi alevlerinde yanmaya hazır olmalısın; önce kül olmadan kendini nasıl yenileyebilirsin?




Yaşadığımız şeyleri biz icat ederiz. Dolayısıyla icat ettiğimiz şeyi yok edebiliriz.




Anlamak affetmek demektir...





Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyoruş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır o kadar... Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: "Bu köprüyü geçip bana gelir misin?" İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlarsam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramızda dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesekte artık yapamayız. O küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın.




Mezar taşları ne işitir ne de görür bir şeyi. Yine de hıçkırır hafiften 'unutma beni unutma beni'.


Ben varken ölüm yok
Ölüm varken ben yokum



GERÇEĞİN NE KADARINA DAYANABİLİRSİN?



Ölümün son iyiliği bir daha hiç ölmeyecek olmak!



Evliliğini kurtarmanın tek yolu; onu bitirebilme gücüne sahip olmaktır.



Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir.



Derinlere in, sonunda sevdiğinin o olmadığını göreceksin:
Sen bu sevginin içinde yarattığı duyguları seviyorsun!
Sen arzuyu seviyorsun, arzu edilen şeyi değil!


Kendi kurallarına uymayan insanlar başkaları tarafıdan yönetilmeye mahkumdur.
Biz, bir Türk bestesini dinlediğimiz zaman, ondan, geçmişin yarına bırakması lazım gelen hikayesini, kalbimize giren oklar gibi duymak isteriz. Acı olsun, tatlı olsun biz bir beste dinlerken farkında olmaksızın hislerimizin inceldiğini duymak isteriz.
ATATÜRK




İlk kriz bir kasım günü gelmişti. İlk ateş de bir kasım günü geldi. Tıpkı son sancının bir kasım sabahı geleceği gibi...
Computer Blogs - Blog Catalog Blog Directory BlogKüme'yi destekliyorum